*Rüveyda'nın huzur evin'de hosgeldiniz..*

Audici


Powered by Audici
Image Hosted by ImageShack.us

Şeytan Kalbi Ele Geçirince

Ne zaman nefsanî arzulara uyularak kalbin dünya sevgisiyle dolmasına izin verilirse, şeytan da kalbe vesvese verebilmek için fırsat bulmuş olur.

 

Bunun aksine, kalp Allah'ın zikriyle meşgul olunca şeytan uzaklaşır, yerini melekler alır. Fakat zikir yalnızca dille söylenen bir kelime olarak kaldığında, kalpte yer edinmediğinde şeytanı kaçırmaya yetmez. Bu nedenle gerçek zikre ulaşmaya çalışmak lazımdır.

Evliya-yı izam şöyle buyurmuştur:


"Nice kalp var ki şeytan orduları tarafından işgal edilmiştir. Ahiretten yüz çevirip bütün sevgisini dünya nimetlerine veren, helal-haram demeyen, dinin emirlerine aykırı iş işleyenler şeytanın vesvesesine yol açmış olurlar,"


Allah Tealâ, nefsin boş istek ve hevesleri terk edilmedikçe şeytan ordusunun kalpten çekilmeyeceğini bildirmiştir. Böyle boş istek ve heveslerin olmadığı kalbe şeytanın giremeyeceği açıktır. Allah Tealâ şeytana "Benim gerçek kullarım var ya, senin onlar üzerinde hiçbir hakimiyetin yoktur." (isra, 65) buyurmuştur.


Gerçek kullar, benliğindeki geçici isteklere uymayanlardır. "Heva" denilen bu geçici istekler ne dünyaya ne ahirete yarar. Sadece hayvan? nefsin arzularıdır.


Diğer taraftan insanın karşılanması gereken ihtiyaçları vardır. Yemek, içmek, giyinmek, evlenmek gibi ihtiyaçların karşılanmasını istemek, bunun için gayret etmek heva değildir.

 

Fakat ihtiyaçtan fazlasını istemek, tamah etmek, haram helal dinlememek heva-dır. Efendimiz s.a.v.'in bildirdiği gibi insanın bir vadi dolusu altını olsa isteği bitmez, bir vadi dolusu daha ister.

Kalp bir kez böyle hırs ve tamahla dolunca da şeytanın oyuncağı olur.
Kalpten şeytanın fısıltılarını, yönlendirmelerini söküp atmak, o vesveseye yol açan hatalardan kurtulmakla mümkündür, Allah'ın zikrinden başka kalbe ne koyarsan, şeytana yardımcı olur. Allah Tealâ kalbin ilacını bildirmiş ve ehl-i tasavvuf da zikri kendilerine silah etmiştir. Dünyada en çok zikredenler tasavvuf ehli olanlardır.

 

Onların zikri, bütün Ümmet-i Muhammed'in zikrinden fazladır.
Ayet-i kerimede buyuruluyor ki: "Ey müminler Allah'ı çok zikredin. Onu sabah akşam teşbih edin." (Ah-zab, 41-42). Tefsirde, ayette geçen "çok" kelimesiyle bütün vakitlerin kast edildiği bildiriliyor. Sabah, akşam, gece, gündüz, yaz, kış ve bütün mekânlarda... (Ruhu'l Beyan Tefsiri, c.3, s. 725)

Yunus a.s. balığın karnında, ibrahim Halilullah ateş içinde, Eyüp a.s. hastalıkta zikretmediler mi? Zikir için hiçbir vakte sınır konulmamıştır. Çünkü şeytan her yerde, her vakitte ve her halde insana musallat olabilir.


Şeytanın insana sataşması ve kandırması onun keyfine bağlı değil; insanın ilâhi emir ve yasaklara uyup uymamasına bağlıdır. Allah'a itaat eden kula şeytan bir şey yapamaz. Ancak isyankâra, Allah'tan gaflette olana musallat olur.


Kalbin her türlü selameti için Allah Tealâ'nın kâmil kullarına bağlanıp, onlarla birlikte Allah'tan af dileyip zikir dersi almak gerekir.

 

Gerçi herkes kendi isteğine göre zikredebilir.

 

 Fakat kalbi şeytanların işgalinden kurtarmak için en doğru yol, bu işin erbabının bilgisinden, tecrübesinden, yol göstericiliğinden istifade etmektir.

[ Mehmet ILDİRAR]

6/4/2008 | Kategori: DINI | Yorum (yok) Yorum yaz! |

Zina büyük günahlardandır.

Zina


Dinen ve kanunen cezayı gerektiren,meşru olmayan cinsi münasebet.Aralarında bir nikah bağı bulunmayan mükellef yani cezâî ehliyete sahip bir erkekle,kadın arasındaki gayri meşru ilişki.

Zina,bütün dinlerde yasak edilmiş olup,çirkin bir fiildir.İnsanlara zarar verir.Cemiyetin ahlâki ve aile düzenini yıkar.Haya,utanma ve iffet duyguları zedelenir.Akrabalar ve arkadaşlar arasındaki işlenen zina fiili,dostlukların yıkılmasına,sevgi bağlarının kopmasına sebep olur.

Nesebin,soyun bozulması,zinanın yayılması ile olur.Zinanın haram ve suç olduğunu Allahü Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de çeşitli ayetlerinde bildirmiştir.

İsra suresinde; “Zinaya yaklaşmayın,çünkü o,şüphesiz bir hayasızlıktır,kötü bir yoldur.” buyurdu.

Nur suresinde; “Mü’min erkeklere söyle!Yabancı kadınlara bakmasınlar ve zina etmesinler!Ve mü’min kadınlara söyle!Onlar da yabancı erkeklere bakmasınlar ve zina etmesinler.” buyrulmaktadır.

Hz.Peygamber Salllallahu Aleyhi Wesellem buyurdu ki;
“Zinanın dünyada üç fenâlığı vardır:.
Biri,güzelliği ve parlaklığı giderir.

İkincisi,fakirliğe sebep olur.

Üçüncüsü,ömrün kısalmasına sebep olur.

Ahiretteki üç zararına gelince,

Allahü Teâlânın gazabına sebep olur.

İkinci suâlin,hesabın fenâ geçmesine sebep olur.

Üçüncüsü,cehennem ateşinde azap çekmeye sebep olur.”

Üç şey,göze cila verir:
Yeşilliğe bakmak ve güzel yüze bakmak.

Üç şey gözü kuvvetlendirir.
Sürme çekmek,yeşilliğe ve güzel yüze bakmak.
Bu hadisler,bakması helal olan kimselere bakmanın faydasını bildirmektedir.Yoksa yabancı kadınlara,kızlara bakma,gözü zayıflatır ve kalbi karartır.

Hakim,Beyhaki ve Ebu Davud bildiriyorlar ki;
Ebû Ümame’nin (radıyallahu anhu) bildirdiği hadiste :
Yabancı bir kızı görüp de,Allahü Teâlâ’nın azabından korkarak,başını ondan çeviren kimseye Allahü Teâlâ ibadetlerin tadını duyurur,”buyrulur.İlk bakması da affedilir.

Bir hadis-i şerifte, “Allah için yapılan cihada düşman gözleyen veya Allah korkusundan ağlayan veya harama bakmayan gözler,kıyamette Cehennem ateşini görmeyeceklerdir.” buyruldu.
Nur Suresinde “Mü’minlere erkeklere söyle!Yabancı kadınlara bakmasınlar ve zina etmesinler!
Ve mü’min kadınlara söyle!Onlar da yabancı erkeklere bakmasınlar ve zina etmesinler.” buyrulmaktadır.

Kalb,göze tâbidir.Gözler haramdan sakınmazsa,kalbi korumak güç olur.Kalb,harama dalarsa,zinadan sakınmak güç olur.O halde,imanı olanların,Allah’tan korkanların harama bakmaması gerekmektedir.Ancak bu şekilde,kendini korumak,dünya ve ahirette zarardan kurtulmak mümkündür.(2)

Hz.Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem şöyle buyurmaktadır:

“Sakın yollarda oturmayın.” “Ya Resulullah,oturmamız kaçınılmaz.Çünkü konuşuyoruz.” dediler. “Oturmaktan başka çareniz yoksa,o zaman yolun hakkını verin!” buyurdu.

“Yolun hakkı nedir ya Resulullah?” dediler.

“Gözünüzü haramdan sakınmak,sıkıntı vermemek,yolu kesmemek,geçişi zorlaştırmamak,selam almak ve iyiliği emredip,kötülükten vaz geçirmektir.” buyurdu.

Hz.Ali(radıyallahu anhu) de: “Israrla bir daha bakma!İlk bakışın elinde olmayarak kazara bakışındır.İkinciye hakkın yoktur.”

Veda Hutbesinde Hz.Peygamber Salllahu Aleyhi Wesellem şöyle buyurmuştur:
Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:
Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.
Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.
Zina etmeyeceksiniz.
Hirsizlik yapmayacaksiniiz..

"Ey insanlar!
Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyetetmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu eder, ister. Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir, ya da boşa çıkarır."

Buhârî, İsti'zân 12, Kader 9; Müslim, Kader 20-21. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 43

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Zina büyük günahlardandır.

2. Fiiller, sebep oldukları sonuçlara göre hüküm alırlar. Harama aracı olan her fiil haram, vâcibe vesile olan fiiller de vâciptir.

3. Nâmahreme bakma, dokunma, tutma, öpme ve haram işlemek için bir yere gitme gibi gayr-i meşrû fiillerin hepsi yasaklanmıştır ve bunların her birine mecâzen zina denilebilir.(3)


1-Yeni Rehber Ansiklopedisi(Türkiye Gazetesi)
2-Tam İlmihal,Saadet-i Ebediye
3-Diyanet Dergisi
   

6/3/2008 | Kategori: DINI | Yorum (yok) Yorum yaz! |

Televizyon ve Tüketim Çılgınlığı

Günümüzde televizyonun toplumlar üzerindeki olumsuz etkilerinden biri de, tüketim çılgınlığını körüklemesidir.

 

Reklamlar ve çeşitli programlarla, insanlar ölçüsüz bir tüketime teşvik edilmekte, tüketim kültürü adeta kutsanarak topluma hakim kılınmaya çalışılmaktadır.


Bunun sonucu olarak bir tarafta kuru ekmeğe muhtaç insanlar varken, diğer tarafta lüks ve aşırı tüketim patlaması yaşanmaktadır.

 

 İnsanlar televizyon reklamlarının etkisine girerek her sene yeni bir buzdolabı, yeni bir koltuk takımı veya yeni bir araba alma yarışına girmektedirler.

 

Televizyon reklamları bir taraftan israf kapsamına giren aşırı tüketimi körüklerken diğer taraftan da ürünlerin maliyetlerini önemli ölçüde artırmakta, böylece fiyatlarda önemli artışa sebep olmaktadırlar.

 

 Zira bir çok tv kanalına yüksek tarifelerle reklamlar veren firmalar, bu reklam harcamalarını doğrudan ürün fiyatına yansıtmaktadır.


Kısacası televizyon reklamları bir taraftan aşırı tüketimi körüklerken, diğer taraftan da tüketim fiyatlarının şişmesine sebep olmaktadır.


Bu tüketim çılgınlığı sonucu olarak, artık bazı evlerde birden çok televizyon, birden çok buzdolabı bulunmakta, koltuk ve mobilya takımları birkaç yıl içerisinde eskidikleri gerekçesiyle değiştirilmektedir.


Televizyonlarda sıkça yayınlanan "Eskisini getirin, yenisini götürün" reklamları, tüketim çılgınlığını, dolayısıyla israfı, toplumun karnını doyuracak ekmek bulmakta zorlanan yoksul kesimi dışında tüm katmanlarına yaymış durumda.


Oysa Yüce Rabbimiz, israfı kesin olarak yasaklamakta ve israf edenleri şeytanların kardeşleri olarak nitelemektedir. Yüce Rabbimiz Ar’af Suresi 31. ayette şöyle buyurmaktadır:


"Ey Ademoğulları, her mescide gidişinizde güzel elbisenizi giyin; yeyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez." (Araf 7/31)


Bir başka ayet-i kerimede ise şöyle buyurulmaktadır:


"Ey insanlar, yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yeyin. Şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır. (Şeytan) muhakkak size, kötülüğü, ahlaksızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder." (Bakara 2/168)


İslam denge dinidir, vasat yoldur. O, insanlardan ne aç kalmalarını, ne de yemekte aşırıya kaçmalarını ister.


İslam, insanların karınlarını doyuracakları kadar yemeyi, Allah’ın nimetlerinden istifade etmeyi, ama israftan kaçınmalarını talep eder. Yani insanlar için, "yemek için yaşamayı" değil, "yaşamak için yemeyi" öngörür.

 

selam ve dua ile

23/10/2007 | Kategori: DINI | Yorum (1) Yorum yaz! |

CENNET ...

6327776955819650314mmadpa2.gif

ey kulum,razi olmuş ve razi etmiş bir şekilde Bana dön ve Cennetime gir !
"buyuruyor Mevlamız...


inancı ve yaşamı ne olursa olsun,bütün insanların duygularında ve bilinç
altlarında örtülü bir halde Cennet özlemi vardır..


Cennet,Allah'ın Müslümanlara armağanıdır..YÜCE ALLAH,Cennetinin büyüklüğü
hususunda şöyle buyuruyor.(Hadid Sür.21)


" Rabbinizden bir mağfiret Allaha ve Peygamberlerine ,inananlar için
hazırlanmış olup,genişliği gökte yerin genişliği kadar olan Cennet'e
koşuşun.işte bu,Allah'ın lütfudur ki,onu dilediğine verir..

Allah büyük lütüf
Sahibidir "
Kur'an'daki Ayetleri incelediğimizde dört Cennetten ve onların farklı
özelliklerden bahsedildiğini
görmekteyiz...
İçinde bağ-bahçe bulunan Firdevs-Cennetlerin en üstünüdür..
" Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)Firdevs Cennet hakkında söyle
buyuruyor...
Cennetin yüz derecesi vardır..Her iki derece arasında yer ile gök arasındaki
kadar bir mesafe bulunmaktadır...Yüce Allah'tan Cenneti istediğinizde
,Firdevs Cenneti'nı isteyın...

Firdevs,Cennet'ın ortasında ve derecesi en
yüksek olanıdır..Allah'ın Ars'i onun üstündedir..Cennetin dört ırmağı oradan
çıkar...."
Cennetlikler ,güzel bir biçimde karşılanacaklar,kendilerine tahsis edilmiş
konaklara davet edileceklerdır..


Peygamberimiz Cennete gireceklerin yerlerine almasından sonra kendilerine
söyle seslediğini bildiriyor...
" Asla hastalanmayacak,sürekli sağlıklı kalacaksınız.

Saçlarınız
ağarmayacak,yüzleriniz solmayacak,teniniz değişmeyecek,ve Cennette hiç bir
keder ve üzüntü ile karşılaşmayacaksınız.."
Evet dostlar,görülüyor ki,katıksız iman edip imanının gereği salih ameli
işleyen mü'minleri dünyada izzet ve şeref üzere hayat yaşayacakları
gibi,Ahirette de Allh'ın lütfüyla onların bekleyen ,gözlerin
görmediği,kulakların duymadığı nice Cennet nimetleri vardır..


Dünyadayken Rabbi olarak Allah'ı,din olarak islam'ı,Peygamber olarak Hazret
Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) kabul edip iman eden mü'minleri
dünyada mutlu bir hayat,Ahirette de Cennet nimetleriyle sonsuz bir hayat
bekliyor...

85dj8dz6to5.gif
selam ve dua

 

11/9/2007 | Kategori: DINI | Yorum (yok) Yorum yaz! |

AİLEMİZ ,AHLAKIMIZI YANSITAN BİR AYNADIR..

    

Evet,aile reisi olan erkeği,Rabbine karşı sorumlulukları

Vardır…

Allah,erkeğe,ailesine iyi davranmasını emrediyor..

Aksi halde davranmak,zülümdür,zülüm ise haramdır..

Bunun için kadınlarla güzel geçinilmeli,onlardan gelen sıkıntılara

Katlanmalı ..

 

Onlara böyle davranmakla merhamet etmiş olur..

Bu konuda Yüce Rabbimiz (Nisa,4/19) buyuruyor ki:

“Hanımlarınızla iyi geçinin”

 

Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve selem)vefatından

Önce Ashabına tavsiyede bulundu ve sesi kısılıncaya kadar

Tekrar ettiği 3 tavsiye arasında kadınlara iyi davranma

Konusu da vardır..

 

Efendimiz söyle buyurmuştur..

“Namaza dikkat edin,aman namaza dikkat edin..elinizden altında

Bulunanlara güçlerinden fazla yük  yüklenmeyin! “(Ebu Davud)

“Siz onları Yüce Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın

Emri ve izni ile namuslarını kendinize helal kıldınız!”(Müslim)

Evet,güzel geçim ,kötü ve bozuk davranışlı insanla hayatı

Paylaştığında kendisini gösterir..

 

Güzel huylu kimseyle hoş geçinmeye (güzel geçim) denmez..

Bu,”al gülüm ver gülüm “cinsinden bir ikram çeşiti olup,

İnsanın cevheri ortaya çıkarmaz..

Bir kadının en güzel şahidi kocasıdır,kocasını da şahidi hanımıdır..

 

Herkes kendisini ailesine karşı davranışlarıyla tanımalı,

Nefsinin huylarını bu ortamda tespit etmeli ve yanlısını

Tedaviye çalışmalıdır..

 

Mümin,her işte kendi ahlakını kontrol etmelidir..

O,kendisine nasıl davranıldığına değil,insanlara nasıl

Davrandığına bakmalıdır..

 

Ve ona karşı hanımı,çocuğu,komşusu,iş arkadaşı bir kusur

Yaptığında,ilk sorusu şu olmalıdır..

 

“ben Yüce Rabbime karşı ne kusur işledim ki bana karşı

Bu kusur işlendi..acaba bu hataya ben sebebiyet vermiş

Olabilir miyim?”

 

İşte bu ahlaka sahip olan kadın veya koca,hayatının her anını huzur içinde ve hayır üzere geçirir..

Güzel ahlak ,dünyanın en büyük servetidir..

 

Bu güzelliğe sahip olan kimse öyle mutlu olur ki,onu huzurunu

Kimse bozamaz..

Çünkü bu kimse,Yüce Allah ile huzuru bulmuştur..

 

Selam ve dua ile

 

25/8/2007 | Kategori: DINI | Yorum (yok) Yorum yaz! |

<Önceki Yazilar |